Sıkça Sorulan Sorular

İngilizcede “venture capital” teriminin karşılığı olarak, Türkçede “risk sermayesi” ya da “girişim sermayesi” olarak anılan kavram, en basit tanımıyla büyüme potansiyeli olan yeni fikirlere sahip girişimcilere finansman ve deneyim aktarımı sağlayan, sermayedarlara ise uzun vadede yüksek getiri vaat eden alternatif bir yatırım yöntemidir. Girişim sermayesinin iki tarafından birini, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı olan “girişim şirketi”, diğerini ise bu girişime sermaye sağlayarak bundan yüksek getiri elde etmek isteyen “yatırımcı” oluşturmaktadır.
İlk olarak 1950’li yıllarda ABD’de ortaya çıkan ve ekonominin gelişmesinde önemli bir rol üstlenen girişim sermayesi daha sonraki yıllarda Avrupa ve Japonya’da da geniş uygulama alanı bulmuştur. Günümüzde, gelişmekte olan ülkelerde alternatif bir yatırım yöntemi olarak giderek yaygınlaşan girişim sermayesi, Türkiye’de de son yıllarda büyük gelişme göstermiştir. Girişim sermayesi, yeni yatırımlar için gerekli olan sermayeye ulaşmanın oldukça güç olduğu Türkiye’de;
● Girişimcilik hamlesinin desteklenmesi,
● Yüksek gelişme potansiyeline sahip ve rekabet üstünlüğü olan işletmelere fırsat verilmesi,
● Kaynakların daha rasyonel kullanılması ve dağılımı,
● Üretim kapasitesi ve rekabetin artırılması,
● İhracatın desteklenmesi,
● Yabancı sermayenin Türkiye’ye çekilmesi,
● Bilimsel ve teknolojik ilerlemenin sağlanması ve yeni iş alanlarının yaratılması bakımından büyük önem taşımakta ve devletçe desteklenmektedir.
Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklıkları (GSYO), kayıtlı sermayeli olarak kurulan ve çıkarılmış sermayelerini esas olarak girişim sermayesi yatırımlarına yönelten ortaklıklardır. Bir GSYO, aynı zamanda bir kurumsal yatırımcı ve bir sermaye piyasası kurumudur. Bu nedenle GSYO’ların faaliyetlerinin sermaye piyasası mevzuatına uyumlu olması gereklidir. Portföyündeki girişim sermayesi yatırımlarından kâr sağlayan girişim sermayesi yatırım ortaklığı, yıl sonunda bu kârı ortaklarına temettü olarak dağıtarak girişim sermayesi gelirini ortaklarına aktarabilir.
Sermaye piyasası mevzuatına göre Türkiye’de kurulmuş veya kurulacak olan, gelişme potansiyeli taşıyan ve kaynak ihtiyacı olan şirketler “girişim şirketi” olarak ifade edilir. Girişim şirketlerinin, sınai, zirai uygulama ve ticari Pazar potansiyeli olan araç, gereç, malzeme, hizmet veya yeni ürün, yöntem, sistem ve üretim tekniklerinin meydana getirilmesini veya geliştirilmesini amaçlamaları ya da yönetim, teknik veya sermaye desteği ile bu amaçları gerçekleştirebilecek durumda olmaları gereklidir. Borsada işlem gören şirketler de girişim şirketi olabilir. Ancak GSYO’lar, bu kapsamdaki şirketlerin sadece halka açık olmayan paylarına yatırım yapabilirler.
GSYO’lar, girişim sermayesi yatırımlarını doğrudan ve dolaylı olarak girişim şirketlerine ortak olarak ya da girişim şirketlerine kreditör olarak iki şekilde yapabilirler. Girişim şirketlerine doğrudan ortak olunması, bu şirketlerin hisse senetlerinin satın alınması anlamındadır. Dolaylı ortaklıklar ise, yurtiçinde kurulu özel amaçlı şirketler (holdingler) ve girişim sermayesi fonları ile yurtdışında kurulu girişim sermayesi fonları üzerinden gerçekleştirilebilir. Yatırım her ne şekilde yapılırsa yapılsın, girişim şirketinin yurtiçinde kurulu olması şarttır.
GSYO’lar;
● Girişim şirketlerinin yönetimine katılabilir, bu şirketlere danışmanlık hizmeti verebilir,
● Portföylerini çeşitlendirmek amacıyla ikinci el piyasalarda işlem gören sermaye piyasası araçları ile para piyasası araçlarına yatırı yapabilir,
● Türkiye’deki girişim sermayesi faaliyetlerine yönelik olarak danışmanlık hizmeti vermek üzere yurtiçinde ve yurtdışında kurulu danışmanlık şirketlerine ortak olabilir,
● Yurtiçinde kurulu portföy yönetim şirketleri ile yurtdışında kurulmakla birlikte faaliyet kapsamı sadece yurtiçinde kurulu girişim şirketleri olan portföy yönetim şirketlerine ortak olabilir,
● Belirli şartları sağlayarak girişim sermayesi portföyüne yönelik portföy yöneticiliği hizmeti verebilir,
● İMKB Gelişen İşletmeler Piyasası’nda piyasa danışmanlığı hizmeti verebilirler.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinin 1 no’lu fıkrasının (d) bendi uyarınca, girişim sermayesi yatırım ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisinden istisnadır.